Büyüyünce ne olsam

Ekin kararsızdı. Büyüyünce ne olmalıydı? Hangi mesleği seçmeliydi? O da gitti, dedesine sordu:

— Dede, büyüyünce ne olsam?

Dedesi şakacıydı.

— Ben palyaço olmanı isterim. Çünkü beni çok güldürüyorsun, dedi.

Ekin:

— Hayır. Ben balerin olacağım, diye bağırdı.

Ellerini açtı. Dönmeye başladı. Bir iki kez zıpladı. Sonra en zor hareketi denedi. Parmak uçlarında yükseldi. Yürümeye başladı.

Dedesi:

— Aferin, dedi. Çok güzel.

Annesi geldi.

— Bence aşçı olmalısın. Bu konuda çok beceriklisin, dedi.

Mutfağa gittiler. Önce çorba yaptılar. Ekin, güveci severdi. Sebzeli, etli bir güveç harika olurdu. Onu da hazırladılar. Fırına koydular.

Şimdi sıra tatlıya gelmişti.

Ekin:

— Sütlaç kolay, dedi. Sütü kaynatacağız. İçine biraz pirinç atacağız. Biraz da şeker koyacağız. Soğuyunca afiyetle yiyeceğiz.

Annesi neşelendi.

— Aferin kızım. Şimdiden iyi bir aşçı oldun, dedi.

Yemekten sonra herkes bir yere gitmişti.

Ekin, balkona çıktı. Babasının eli yüzü boya olmuştu. Ekin, onun yaptığı resme baktı. Ağaçlar, evler, uçan kuşlar vardı.

— Ben de resim yapabilir miyim, diye sordu.

Babası güldü.

— Ressam olmak mı istiyorsun, dedi.

Ekin, masaya geçti. Kâğıdı önüne koydu. Ev çizdi. Bahçe çizdi. Birkaç ağaç yerleştirdi. Gökyüzüne güneş çizdi. Başka ne çizdi? Annesini, babasını çizdi. Tam ortalarına kendi resmini çizdi. Dedesini de unutmadı. O, bahçedeydi. Çiçekleri suluyordu. Ekin resmi boyadı. Altına adını yazdı. Adını yazmayı öğrenmişti. Babası resme baktı.

— Çok güzel. Harika, dedi.

Annesi:

— İleride ressam olabilirsin, diye konuştu.

Ekin, dedesini aradı. Dedesi, bahçedeydi. Çiçeklerle uğraşıyordu. Resmi o da çok beğendi. Sonra:

— Sen bahçıvan olabilirsin, dedi.

Ekin durup düşündü.

— Bahçıvan ne iş yapar, diye sordu.

Dedesi, çeşmeyi açtı. Hortumu Ekin'e uzattı.

— Bahçıvan çiçek yetiştirir. Ağaçlara bakar. Onları sular. Fazla dalları keser. Sen çiçekleri sula. Gerisini ben yaparım, dedi.

Hava sıcaktı. Ekin hiç sızlanmadı. Çiçekleri tek tek suladı. Aferin Ekin!

Ekin, çeşmeye gitti. Elini yüzünü yıkadı. Ağacın gölgesine oturdu. Düşünmeye başladı. Balerin olmuştu. Aşçı olmuştu. Ressam olmak hoşuna gitmişti. Ya bahçıvanlık? O da hoşuna gitmişti. Kendi kendine:

— Yok, dedi. Ben başka bir şey olacağım.

Uçan kuşları görünce sevindi.

— Bunu nasıl da düşünemedim. Pilot olacağım, pilot, dedi.

Gözlerini yumdu. Uçağı çalıştırdı. Uçmaya hazırdı. Gözlerini açınca şaşırdı. Bulutların içindeydi.

— Yaşasın, diye bağırdı.

Bulutlar dağıldı. Ekin, pencereden aşağıya baktı. Evler, ağaçlar görünüyordu. Hepsi de nokta gibi küçüktü.

Ekin, kuşlara el salladı. Onlarla yarıştı. Bir an güneşe gitmeyi düşündü.

— Hava çok sıcak. Daha sonra giderim, diye güldü.

Nazlı, bahçe kapısındaydı.

Seslendi:

— Ekin, kendi kendine ne gülüyorsun? Dışarıya çık da oynayalım.

Ekin, uflayarak kalktı.

— Bugün çok çalıştım. Oyunu hak ettim, dedi.

İki arkadaş doyasıya oynadılar.

— Oyundan daha güzeli yok, dediler.

To start learning, sign up for free.